“Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir…”

Mohawk Kabilesi

Domuzgiller (Suidae)




Domuzgiller (Suidae)

Domuzgiller (Suidae), geviş getirmeyen bir çift toynaklı familyası. Familyanın 5 cinse ayrılan 20 türünden Avrupa'da ve Türkiye'de bulunan tek temsilcisi, evcil domuzun atası olan yaban domuzudur.

Pekariler domuzgillerin yakın akrabası sayılırlar. Bazen pekarigillerin Yeni Dünya domuzları ve domuzgillerin Eski Dünya domuzları olarak adlandırıldıklarına da rastlayabiliriz.


Özellikler


Domuzgiller orta büyüklükte, fıçı şeklinde çevik bir vücut yapısına sahip memelilerdir. Vücutları çok seyrek, fırça gibi sert ve kısa olan kıllarla kaplıdır. Renkleri kırmızımsı kahverengi ile gri veya siyah arası değişir. Uzunlukları 50-190 cm (artı 3-45 cm kuyruk) ve ağırlıkları 6-350 kg arası değişir.

Kafaları uzun ve gözleri küçük olur. Kuyrukları ince ve uzundur. Burunları önden bakıldığında yuvarlak ve düzdür ve bir fil hortumunun ucunu andırır. Kulakları ince ve sivri olur. Erkeklerin köpek dişleri çoğu zaman dışarı doğru çokça uzamıştır. En ilginç dişlere sahip olan domuz türü geyik domuzudur. Geyik domuzunun dişleri burnunu deşerek yukarıya doğru büyür.

Domuzgillerin her ayaklarında daima 4 parmakları vardır. Toynaklaşmış olan 2'inci ve 3'üncü parmaklar diğerlerinden daha büyük olur ve bütün ağırlığı taşırlar. Daha küçük olan 1'inci ve 4'üncü parmaklar daha yüksekte durur ve yere değmezler.

Yayılım ve yaşam alanı


Domuzgillerin doğal yayılımı Avrasya'nın 40'ncı enleminden güneyini ve tüm Afrikayı kapsar. En fazla çeşitleri Güneydoğu Asya'da, Endonezya ve Filipinler'de bulunur. Bu coğrafyada hatta henüz bilimsel olarak tarif edilmemiş daha fazla türleri de bulunduğu tahmin edilir.

Islak ormanları, bataklıkları yer tutar, fazla kuru bölgelerden kaçınırlar.

Evcil domuz insanlar tarafından ev hayvanı olarak dünyanın heryerine taşınılmıştır. Artık bu yüzden dünyanın her yerinde, Kuzey ve Güney Amerika'da, Avustralya'da ve birçok adada insanların elinden kaçıp tekrar yabanileşmiş domuz popülasyonlarına rastlanılabilir.

Yaşam şekli

Özellikle insanlar tarafından rahatsız edildikleri bölgelerde gündüzleri saklanıp gece aktif olurlar. Saklanmak ve dinlenmek için sık çalılıkları, kendi kazdıkları kuyuları (bazen bitkilerle örterler), doğal mağaraları veya diğer hayvanların inşa edip terk ettikleri inleri seçerler. Çoğunlukla suyun yakınında bulunurlar, çoğu türler çamur banyosu yapıp böylece kendilerini parazitlere karşı korurlar. Domuzlar çok hızlı koşabilir ve çok iyi yüzebilirler. Tehdit edildikleri takdirde saldırgan savaşçılara dönüşür, düşmanlarına uzun dişleri ile saldırırlar.

Domuzgiller çoğunlukla bir sürü içinde yaşar. Bu gruplar bir ya da bir kaç dişi domuz ile bunların yavrularından oluşur. Yetişkin erkekler yalnız yaşarlar.

Üreme

Çoğu domuzgillerde erkekler çiftleşme öncülüğü elde etmek için kendi aralarında dövüşürler. Bu dövüşlerde birbirlerine kafaları ve uzun dişleri ile çarparak saldırırlar. Gebelik 3-5 ay sürer ve sonunda 1-8 yavru dünyaya gelir. Geyik domuzu ile evcil domuzun haricinde tüm domuzların yavruları çizgili olarak dünyaya gelir, yavrular büyüdüklerinde çizgiler yok olur. Bu çizgiler yavruların çalıların arasında daha iyi saklanmaları için faydalıdır.

Domuzlar ve insanlar

Domuzlar daima etleri yüzünden avlanılmış ve nedenden dolayı daha çok eski zamanlarda evcilleştirilmiş ve yetiştirilmeye başlanmışdır. Domuzların 8500 yıl önce evcilleştirildikleri kabul edilir.

Fazla avlanılmaktan dolayı, visaya domuzu ve cüce yaban domuzu gibi bazı türler tehlike altına girmiştir. Bu türlerin ikiside IUCN tarafından „yok olma tehlikesinde“ (critically endangered) olarak kategorize edilmiştir.

En yaygın domuz türü olan yaban domuzu, kurtların ve ayıların yok oldukları bölgelerde çok fazlalaşmıştır. Geceleri tarlalara ve bahçelere girerek tarıma zarar verdikleri bölgelerde avlanılarak sayıları kontrol edilir.

Bayağı Yaban Domuzu (Sus scrofa)

Bayağı Yaban Domuzu (Sus scrofa)

Bayağı yaban domuzu (Sus scrofa), domuzgiller (Suidae) familyasından evcil domuzunun vahşi atası olarak sayılan çift toynaklı.


Üreme

Anne yaban domuzu, bir kerede 2-7 yavru yapabilir. Yavru altı aylık olana dek üst kürkü gelişmediğinden, alt kürkündeki sütlü kahverengi şeritler görülür (pijamalı adı buradan gelir). Her yeni doğan dişi yaban domuzu 6 ila 8 ay içerisinde üreme yaşına gelir.

Yaşam şekli

Evcil domuzun tersine zamanını, çamur birikintilerinde yuvarlanmakla geçirmez. Arada bir çamur banyosu yapar, ama bu yalnızca serinlemek veya derisindeki parazitlerden kurtulmak içindir. Bayağı yaban domuzunun da domuz gibi kendine has bir burun yapısı vardır. Bu burun yapısı yemek ararken toprakta kökler, yumrular, leşler veya küçük hayvanlar bulmak açısından kullanışlıdırlar.

Yiyeceğini bulmak için eşelenmesi ve toprağı kabartıp havalandırması, yaban domuzunun ormana sağladığı en önemli katkıdır. Ancak nüfusları ormanda yeterli yiyecek bulmalarını zorlaştıracak kadar arttığında, köy ve kasabalara yakın yemlenmeye başlarlar ve ekili tarım alanlarına büyük zarar verirler. Bu nedenle yaban domuzu nüfusu kontrol altında tutulmaya çalışılır.

Yaban domuzları 15-20 bireyden oluşan sürüler halinde yaşarlar. Çiftleşme zamanı dışında sürüde yalnız dişiler, gençler ile yavrular bulunur. Dişilerine (yöresel olarak değişmekle birlikte) beniş, yavrularına ise pijamalı, moza ya da potak adı verilir. Sürü lideri en iri beniştir, sürü hareket ederken en öndedir. Sürü hareket ederken genellikle önde dişiler, ortada yavrular ve en son genç erkekler olmak üzere dizilirler.

Silah olarak da kullandıkları uzamış dört azı dişleri yüzünden azılı adı verilen erkek yaban domuzları yalnız yaşarlar. Çiftleşme zamanı sürüleri bulup dişilerlerle eşleşirler. Genel kanının aksine, azılılar dişileri için ölümüne kavga ederler. Azı dişleri iki alt çenede, iki üst çenede olmak üzere dört tanedir. Yine genel kanının aksine, azıları birbirine sürtmesinin nedeni bileylemek değildir. Alt azılar kıvrılarak uzadığından, üst azılara sürtünür, yeterince uzadıklarında domuzun ağzını açmasına engel olabilirler; bu yüzden, azılı, azı dişlerini uzadıkça kırar. Bu iş için alt-üst azıları birbirine sürttüğü gibi, ağaçlara da sürter, hatta azılarını kabuğun altına sokup kanırtarak da kırar, bu arada da ağacın kabuğunu soyar. Azılar eşelenmekte ve köklerin sökülmesinde kullanıldığı gibi, tehlike anında silah olarak da işe yaramaktadır. Domuz avı sırasında kesilen pek çok avcı ve av köpeği vardır; yaralanmalar çok ciddi, bazen öldürücüdür.

Domuzun izi keçi izine benzer, ancak farklıdır. Azılıların iki tırnağının arkasında mahmuz tabir edilen iki çıkıntı vardır, izleri kolaylıkla azılı izi olarak ayırt edilebilir.

Uzun tüylü üst kürkünü özellikle kurumuş çamur ile sertleştirilmiş bir zırh gibi kullanır. Giremediği çalı yoktur. Gündüzleri dikenli ve sık çalılıklarda yaptığı yatağında dinlenir. Geceleri yemlenir. Özellikle dolunay zamanı çok aktiftir. Vücut yüksekliğine oranla oldukça kısa kalan bacaklarına rağmen çok hızlı koşar. Boyun yapısı nedeniyle başını kolay hareket ettiremez. Hem koşu hızının yüksekliği, hem de başını hareket ettirmesindeki sınırlamalar nedeniyle çabuk yön değiştiremez.

Burnu çok iyi koku alır. Örneğin Fransa'da trüf mantarının bulunmasında eğitilmiş yaban domuzları kullanılır. Benzer şekilde, Türkiye'de dolaman diye bilinen trüf mantarı türünü arayanlar da domuz izlerini takip ederler.

Vaşak (Lynx)

Vaşak (Lynx)


Vaşak, kedigiller (Felidae) familyasından Lynx cinsini oluşturan orta büyüklükte etçil omurgalı ve yabanıl hayvan türlerinin ortak adı. Kediye benzemekle birlikte normal kedi ağırlığından 5 kat daha ağırdırlar. Kulakları da normal kediye kıyasla daha uzun ve uçları tüylüdür. Kış bastırdığında ise sadece kulaklarının üzerindeki tüyler değil tüm vücudu kalın bir tüy tabakası ile kaplanır. Adeta kışın gelmesi ile mantolarını giyerler. Patilerinin genişliği karda yürümelerini kolaylaştırır. Gövdelerine göre küçük kalan başları ve kısa kuyrukları ile ilk bakışta ürkütücü gözükseler de görünüşleri kesinlikle etkileyicidir. Renkleri kum renginden koyu kahveye kadar değişir.

Vaşak türleri arasında görünüş farklılıkları mevcuttur. En bilinen vaşak türleri : Amerikan Vaşağı, Keşmir Vaşağı, Tibet Vaşağı, İspanyol Vaşağı, Avrasya Vaşağı’dır. Engebeli arazilerde ve genellikle Çam ormanlarında yaşarlar ama açık ormanlık araziler ya da diğer coğrafi mekanlarda da rahatlıkla yaşamlarını sürdürebilirler. Hatta denizden 3000 metre yükseklikte yaşayan vaşaklar bulunmaktadır. Sadece iyi bir dağcı değil aynı zamanda iyi birer yüzücüdürler. Bu sebeple kar tavşanı, kemirgen, ördek, yer kuşları, balık gibi geniş bir av yelpazesi vardır. Her vahşi kedide olduğu gibi avını mükemmelen gözler ve yaklaştığını hissettirmez. Vaşaklar ara sıra avlanırken birlikte hareket ederler. Özellikle tavşan gruplarını avlarken birlikte hareket ettikleri görülür. Avlanma zamanı olarak geceden ziyade gündüzü tercih ederler. Çiftleşme döneminde egemenlik alanının dışına çıkarlar. Genellikle de Ocak sonu ya da Mart başı arasında çiftleşirler. Dişi vaşakların hamileliği 69 ila 72 gün arasında sürer ve 2 ila 3 yavru doğurur. Yavrular annelerinin bir dahaki çiftleşme dönemine kadar ayrılmazlar. Dişi vaşaklar 21 aylıkken erkek vaşaklar ise 33 aylıkken erginleşirler. Ne yazık ki doğal hayatın bir parçası olan vaşaklar insanoğlunun tehdidi altındadır. 600 kadar vaşağın yaşadığı Norveç’te sadece 2 ay içinde 117 vaşak avcılar tarafından öldürülmüştür. World Conservation Union (~Dünya Koruma Birliği) açıkladığı nesli tehlike altındaki 120 memeli türü arasında vaşaklara da yer verilmiştir. Vaşakların avlanması hala yaşadıkları ülkede yasaklanamamıştır.



Vaşak türleri

* Bayağı vaşak (Lynx lynx)
* Kanada vaşağı (Lynx canadensis)
* İber vaşağı (Lynx pardinus)
* Doru vaşak (Lynx rufus)

Bayağı vaşak (Lynx lynx)

Bayağı vaşak (Lynx lynx)

Bayağı vaşak (Lynx lynx), Avrasya vaşağı olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından Avrasya'da yaygın olan bir vaşak türü. Türkçede "vaşak" denildiği zaman neredeyse hep bu tür kast edilir.

avrasya vaşağının yaşadığı coğrafya itibariyle vücut özellikleride farklılık gösterebilir.avrasya vaşakları arasında türkiye ve kaflas dağlarında yaşayan alt türler ve sibiryada yaşayan alt türler diğer avrsaya vaşaklarına göre daha büyüktürler.bu vaşakların dişileri 24 kg ila 36 kg arasında erkekleride 32 kg ila 45 kg arasındadır. vücut uzunlukları ise kuyrukları hariç 140 cm. kadardır. buna 25 cm. ila 35 cm. arasında kuyrukta eklenince ortalama 170 cm. kadar olmaktadır.

Vaşağın yaşadığı coğrafya

Vaşak yaklaşık 200 yıl öncesine kadar batıdan doğuya İspanya'dan Pasifik Okyanusu'na ve kuzeyden güneye Sibirya'dan kuzey İran'a ve Filistin'e kadar uzanan büyük bir bölgede yaşamaktaydı. 19. asır da Avrupa'nın vaşakları yok olmaya başlamışlardır. Mesela Almanya'da en son vaşak 1846'da vurulmuştur. 1960 yılına kadar Batı Avrupa'da vaşak tamamen yok edilmiştir. Kuzey ve Doğu Avrupa'da, ve Asya'da saylarını muhafaza edebilmiştir.

Günümüzde Batı Avrupa'da birçok "doğal ortamına gönderme projeleri" uygulanmakta dolayısıyla vaşak nüfusu Batı Avrupa'da bazı ufak bölgelerde artmaya başlamıştır.

Vaşak bir orman hayvanıdır, ağaçsız açık alanlardan ve yerleşim yerlerinden mümkün oldukça uzak durur, kayalık ve dağlık bölgeleri tercih eder.

Avrasya vaşakları Türkiye'de Bolu, Kars, Erzurum, Artvin ve Rize'de bulunur.

Vaşak'ın yaşama şekli

Vaşak münferit yaşar ve noktürnaldir. Av hayvanı olarak küçük ve orta boylu toynaklıları tercih ederler, bunların dışında yaşam çevrelerinde buldukları tüm küçük memelileri ve kuşları da avlarlar. Pusu kurarak avlanır, avını sessizce takip ederek sürpriz faktörüne dayanır. Avını afiksiyon metoduyla öldürür. Vaşaklar avların leşlerini yaprakların ve dalların altına saklarlar, ve yaklaşık 5 gün boyunca sakladıkları yere dönüp onun etinden beslenirler (insanlara saldırdıkları görülmemiştir).

Çiftleşme zamanları Şubat ile Nisan ayları arasındadır. On hafta süren bir gebelikten sonra 2-3 yavru doğurur ve bunları bir mağaranın içinde beslerler. Yavrular bir dahaki ilkbaharda annelerinden ayrılırlar. Vaşak yavrularında ölüm oranı gayet yüksektir. Yavruların %50' ye yakını 1 yaşına gelmeden ölürler.

Vaşağın ömrü yabani ortamda ortalama 10-12 yıldır esarette daha uzun yaşadıkları vakidir.

Vaşak'ın koruması


Avrasya vaşağının türü dünyaca genelinde tehlike altında değildir, ama yöresel olarak birçok tükenmek üzere olduğu ülkeler vardır. Avrupa'da vaşak avı tamamen yasaklanmıştır ve Avrasya vaşağı türü birçok organizasyonlar tarafından korunmaktadır. Türün en büyük sorunu yasa dışı ve bilinçsiz avcılıktır. Yasa dışı avcılık yüzünden özellikle Balkanlar'da ve Türkiye'de sayıları dramatik şekilde azalmıştır. Örneğin sadece Arnavutluk'ta ve Makedonya'da bulunan Lynx lynx martinoi adlı alt türünden toplam 100 adet kaldığı bilinmektedir.

İber vaşağı (Lynx pardinus)

İber vaşağı (Lynx pardinus)

İber vaşağı (Lynx pardinus), Pardel vaşağı veya İspanyol vaşağı olarak da bilinir, kedigiller (Felidae) familyasından İspanya ve Portekiz'de yaşayan çok ender bir vaşak türü.

Özellikler

İber vaşakları görümüm olarak Avrasya vaşağına çok benzerler ama önemli ölçüde daha küçüktürler. 12 kg vücut ağırlıklarıyla bir Avrasya vaşağı ağırlığının üçte ikisinden biraz daha hafiftirler. Postları kuzeydeki akrabasından genelde daha belirgin ve güçlü şekilde lekelidir. Bunların dışında iber vaşağı, tüm tipik vaşak özelliklerine sahiptir. Kısa kuyruk, fırça tüylü kulaklar, kısa güçlü vücut ve uzun bacaklar.

Yaşam alanı

Başlangıçtaki dağılım tüm İspanya ve Portekiz üzerinde uzanıyordu. Bugün yaklaşık 100 birey, birbirinden az ayrılmış populasyon olarak İber Yarımadası üzerinde dağınık olarak yaşar. Yalnız iber vaşakları, Portekiz Algarve'de, kalanlar İspanya'da yaşar. Her iki büyük populasyon, Milli park Coto de Doñana ve Sierra de Andújar, Jaén'de yaşar.

Tercih edilen habitat ağaçları olan açık arazidir. İber vaşakları, Avrasya vaşaklarından çok daha az orman hayvanı olarak göze çarpar. İber vaşaklarının bugün genelde dağlarda yaşaması, habitat olarak yüksek konumları tercih etmelerine değil, güçlü kovuşturma ve zulüme dayanmaktadır.

Yaşam tarzı

İber vaşakları geceleri aktif yalnız dolaşan hayvanlardır. Başlıca avları, besinlerinin neredeyse % 95 ini oluşturan yaban tavşanlarıdır. İber vaşakları, tavşan mevcudiyetine bu kadar bağımlı olmasından, tavşanların populasyonlarındaki oynamalar, vaşakların mevcudiyetinde hak eden bir etkiye sahiptir. Yaygın tavşan salgını myxomatosis (tavşan vebası), vaşakların nüfuslarına dolaylı olarak tehdit eder.

Besinlerinin geri kalan % 5 i, kuşlar ve kemirgenlerden oluşur. Bunlar ancak sadece, eğer yaban tavşanı mevcut olmadığı zamanlarda yenir.

İnsan himayesi

Şu anda esaret altında 15 vaşak vardır. Mart 2005'de insani himaye ile iber vaşağı üretmek, dişi vaşak Sally ile başarılı olmuş, Milli Park Coto de Doñana'nın üretim istasyonunda 3 yavru vaşak dünyaya gelmiştir. Mart 2006'da Sally, 2 yavru dünyaya getirerek ikinci kez anne olur.

Kanada vaşağı (Lynx canadensis)

Kanada vaşağı (Lynx canadensis)

Kanada vaşağı (Lynx canadensis), kedigiller familyasının bir vaşak (Lynx) türü.

Özellikler

Bu vaşağın vücut uzunluğu 75 - 105 cm tutar ve 8 ile 13,5 kilogram arasında gelir. Omuz yüksekliği yaklaşık 60 cm'dir.

Dağılım

Kanada vaşağı Kanada'da , Alaska'nın güney kesimlerinde Kuzey Oregon, Kuzey Idaho, Kayalık Dağları Bölgesi'nde (Wyoming, Kuzey Colorado) yaşar.

Davranış ve avlanma

Vaşaklar doğası gereği yalnız dolaşır ve sadece geceleri avlanırlar. İyi gözleri ve iyi koku alma duyuları onlara, avlarının izini bulmalarında ve takip etmelerinde yardımcı olur. Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar. Bazen avlarını kilometrelerce kovalarlar. Bunların dışında iyi birer yüzücü ve tırmanıcıdırlar.

Beslenme

Vaşaklar, küçük geyikler, porsuk, tavşangiller, tilki, sincap, balık ve kuşlar ile beslenirler. Sadece mecbur kaldıkları zamanlarda leş de yerler.

Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler. Bu sebebten bu kediler halen daha avlanmaktadırlar.

Üreme

Kanada vaşağının çiftleşme zamanı Mart başında başlar, Nisan başı ve ortasına kadar devam eder. 63 günlük bir gebeliğin ardından ortalama olarak iki ile dört kadar yavru dünyaya gelir. Hatta ender olarak altı kadar yavrunun doğduğu olur. Yavrular doğduğunda kör ama bol kıllıdırlar. Gözleri 10 gün sonra açılır ve yavrular yaklaşık 2 ay sonra kovuğu terk ederler. Genellikle anneleriyle avlanmaya giderler.

Yelkovankuşu (Puffinus)

 Yelkovankuşu (Puffinus)

Yelkovankuşu (Puffinus), Fırtına kuşları Procellariiformes takımından martı iriliğinde bir okyanus kuşu.Bir çok türü vardır. Hepside iyi yüzücü ve çoğu dalıcıdır.

Yelkovankuşu, Orhan Veli Kanık'ın "Gün Olur" şiirinde aşağıdaki dizelerde geçer:

"Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra."



Özellikler

Boyları 30-63 cm uzunluğundadır. Perde ayaklı göçmen kuşlardır. Sivri ve uzun kanatlarıyla uzun mesâfeler kat ederler. Çoğunun sırtları gri, siyah, kahverengi ve karın altları beyazdır. Tamamen siyah olan türler de vardır. Tüyleri sık ve su geçirmez özelliktedir. Uzun ve ucu çengelli gagaları boynuzsu plaklarla örtülüdür. 15 yıl kadar yaşarlar. Burun delikleri tüp şeklinde ayrık iki boru hâlinde dışarı açılır.

Beslenme

Yelkovankuşları uçarken su yüzeyine yakın uçar ve yüzeyde bulabildikleri küçük balıklar, deniz kabukluları, yengeç, salyangoz ve atıklarla beslenirler.

Davranış


Yalnız üreme dönemleri karaya çıkarlar. Kuluçka zamanı haricinde okyanuslarda yaşarlar. Fırtına kuşları gibi midelerinden yağlı ağır kokulu bir madde salgılarlar. Bazıları bunu yavrularını beslemede, bir kısmı ise düşmanlarına karşı kendilerini korumada kullanırlar. Tehlike anında bu sıvıyı burun deliklerinden dışarı fışkırtırlar. Çok uzaklara göç eden mükemmel uçuculardır. Koloniler halinde açık adalarda ürerler. Kullanılmayan tavşan yuvalarını veya kendi açtıkları çukurları yuva olarak kullanırlar. Tek ve beyaz bir yumurta yumurtlarlar. Özellikle Avustralya adalarında büyük koloniler meydana getirirler. Tekeşlidirler. Erkek ve dişi sırayla kuluçkaya yatarlar. 50 gün içinde yumurta açılır. Yavru 12-14 hafta anne ve baba tarafından yuvada beslenir. Sonra yalnızlığa terk edilir. Yürüyemeyecek kadar irileşen yavru bir hafta zarfında zayıflayarak yuvadan ayrılır. Anne ve babasının uçtuğu yöne doğru uçmaya başlar. 3-4 yıl sonra içgüdüsü ile doğduğu yere döner. Yelkovan kuşlarının yön bulma kabiliyetleri güçlüdür. Uçsuz bucaksız okyanuslar üzerinden uçarak yuvalarını şaşırmadan bulurlar.

Yayılış

Yelkovankuşu, Akdeniz ülkelerinde ve Türkiye'de de bulunur. Örneğin İstanbul Boğazı'nda suyun az üzerinde sürüler halinde Karadeniz'den Marmara'ya veya Marmara'dan Karadeniz'e hızla uçarlar. Türkiye'de bulunan türü sarıgagalı yelkovandır (Puffinus kuhlii).

Deney için alınan iki yelkovankuşundan biri Venedik'te (İtalya'da), diğeri Boston'da (ABD'de) serbest bırakıldı. İlki, 1300 km'lik yolu iki haftada aşarak yuvasına ulaştı. İkincisi ise 500 km'yi 12,5 günde alarak yuvasını buldu. Yelkovankuşları göçmen kuşlarıdır. Kuluçka zamanı haricinde daima denizde yaşarlar.

Timsah (Crocodilia)

Timsah (Crocodilia)

Timsahlar (Crocodilia), sıcak bölgelerde bataklıklar ve su kenarlarında yaşayan vücudu kemiksi pullarla örtülü sürüngenleri içeren bir takım. Bu takımın familyaları Alligatoridae (Aligatorgiller), Crocodylidae (Timsahgiller) ve Gavialidae (Gavyaller)'dir.

Fizyoloji ve biyoloji

Timsah, sıcak bölgelerdeki akarsularda yaşayan, Timsahgiller takımından iri yapılı, kalın ve kabuksu derili sürüngen türlerinin genel adıdır. Uzaktan bakıldığında kertenkeleye benzerler. Vücutlarının üzeri, sert kemiksi plakalarla örtülüdür. Ön ayaklarında beşer, arka ayaklarında dörder parmak bulunur. Parmak araları tamamen veya kısmen perdelidir. Uzun, yandan basık kuyrukları suda kürek vazifesi görür. Güçlü dişlerle bezenmiş, çok kuvvetli çeneleri vardır. Yalnız üst çene açılır. Etli dil, alt damağa yapışıktır. Gözleri, burunları ve kulakları başlarının üst kısmında bulunur. Suda yüzerken rahatça etraflarını görür, işitir ve solunum yaparlar. Karada vücutlarını zor taşımalarına rağmen, suda çok iyi yüzerler. Gündüzleri dinlenir, çoğunlukla gece avlanırlar. Gözbebekleri dikey olduğundan gece de iyi görürler. Timsahlar renk körüdür.


Avlanma ve beslenme

Balık, kuş ve suya gelen memelilerle beslenirler. İnsanlara da saldıranları vardır. Avlarını güçlü çeneleri arasına sıkıştırıp suya çekerek boğarlar. Dişlerini avlarını parçalamada kullanırlar. Çiğnemeden parçalar halinde yutarlar. Sindirim için çakıl ve taş da yutarlar. Sonra dişlerinin arasındaki artıkları dışarı çıkarırlar. Taze etin sindirimi zor olduğu için bazı türler avlarını gömerek çürümelerini bekler.

Gözleri üç perdelidir. Suya daldıkları zaman burun ve kulak delikleri birer kapakla örtülür. Ağız gerisinde bulunan bir kıvrımı damaklarına yapıştırarak soluk ve yemek borularını birbirinden ayırabildiklerinden su altında bile ısırıp yiyebilirler. Konik yapılı dişler aşındıkça yenileri sürer.

Yürekleri dört gözlüdür. Aort kökleri Panizza kanalı vasıtasıyla birleştiklerinden vücutlarında kirli kan dolaşır. Diğer sürüngenler gibi soğukkanlı hayvanlardır. Vücut ısıları çevre ısısına göre değişir.

Üreme

Yumurtayla çoğalırlar. Çiftleşmeden sonra dişi, kıyıdaki bir kumlukta açtığı çukur içine kaz yumurtası iriliğinde 50 kadar yumurta yumurtlar. Yumurtaların üzerini kumla örterek yakınlarında nöbet bekler. Bazan bu süre üç ayı bulur. Dişi bu sürede hiçbir şey yemediğinden kilo kaybeder. Zaman zaman erkek de dişinin yakınına gelir. Ama dişisini beslemeyi akıl edemez. Yavrular, yumurta kabuğunu kırmaya hazır olunca 20 metre kadar uzaklıktan duyulan sesler çıkararak annelerini yardıma çağırırlar. Dişi, kumları açarak yumurtalardan yavruların çıkmasına yardım eder. İnce derili yavrular büyük bir titizlikle tek tek annenin ağzında su kıyısına taşınır. Bakıma muhtaç yavrular altı ile sekiz haftalık bir süre içinde anne ve baba tarafından dış tehlikelerden büyük bir dikkatle korunur. Yırtıcı kuşlar ve vahşi memeliler timsah yavrularına düşkündür. Yavrular kendilerine bakacak duruma gelince anne ve babalarından uzaklaşarak kendilerine av sahaları ararlar. Büyük timsahlardan uzak olmak zorundadırlar. Hatta bazan sonraki karşılaşmalarda anne ve babalar yavrularını tanıyamamakta, onlara av gözüyle bakmaktadır. Yavrular, balık yumurtaları, salyangoz ve su böcekleriyle beslenirler.

Coğrafi dağılım

Timsahlara çoğunlukla Amerika, Afrika, Madagaskar, Güney ve Doğu Asya ile Orta Avustralya'da rastlanmaktadır. Tuzlu sularda yaşayanları da vardır. Nil timsahının anayurdu Nil Nehri olduğundan bu adla anılır. Eski Mısırlılar bunlardan korkar ve mukaddes sayarlardı. Bugün Nil kıyılarında bu timsahlar kalmamıştır. Madagaskar'da mevcuttur. Uzunluğu 7 metreye ulaşabilir. Bu timsahlar 1500 kg ye kadar ulaşabilirler. Bunların eskiden yaşamış onlarından bir tanesinin fosilinin boyu 15 metre civarında tahminen de 4000 kg kadardı.

Yaşam


Timsahlar insanlara da saldırabilir. Amerikan timsahının (Crocodylus acutus) boyu 50 cm - 3.8 m arasında değişir. 4 metre olanları da vurulmuştur. Ağırlık olarak da 2000 kg a kadar ulaşabilirler. Denizde de yaşayabilir ve insan için tehlikelidir. Hindistan ve Sri Lanka'da yaygın olan Hint timsahı tatlı suda yaşar. Uzunluğu 5 metre kadar olabilir. Çoğunlukla balıkla beslenir. İnsana nadir saldırır. ABD'nin güneydoğusundaki bataklık, göl ve ırmaklarda yaşayan Amerika aligatorunun (Alligator misisipiensis) derileri ayakkabı ve valiz yapımında değerli sayılır. En çok Florida bataklıklarında yaşar. Üreme dönemlerinde avlanmaları yasaklanmıştır. Boyları 3-4 metreye ulaşabilir. Timsahlar yok edilmediği takdirde uzun süre yaşayabilmektedir. Hayvanat bahçelerinde 80 yaşını aşanlar vardır. Bazı kuşlar timsahların açık ağızlarının arasına çekinmeden girerek artık etleri ve damağa yapışmış sülükleri yerler. Timsahlarla bu kuşlar arasında adeta ortak bir yaşama göze çarpar. Tehlike anında timsahları çığlıklarıyla uyarırlar.